Karnımızda çocuklar öldürülürken

'İstikrar' derken 'infaz'ı kasdediyormuş meğer yüce devlet büyüklerim. Sonra da 'Hamile kadının orada ne işi vardı' diyerek, vatana ihanet sayılacak zulmü meşrulaştırmaya çalışıyorlarmış gitgide çirkinleşen nefesleriyle.

Başbakan RTE'nin rektörle yapacağı görüşmeyi, Dolmabahçe'nin önünde oturma eylemi yaparak protesto etmek isteyen öğrencileri darp eden, tüm öğrencilerin ortak ifadelerine göre, özellikle kadın öğrencilerin bel ve kasıklarına vuran çok saygıdeğer polisler, doğmamış bir bebeğin katili oldu ülkemde! Polisin 'katil' olduğu bir ülkede demokrasi katillerinin yönetici olması doğaldır o halde. Fikri hür, vicdanı hür gençler yetiştiriyorsunuz karınlarında bebekler öldürerek, sonra da, 'Devlet gerekeni yapacak' diyerek, 600lira kürtaj masrafını ödüyorsunuz hastahaneye, bir parça et gibi alıp kutuya koyduğunuz bir insan yavrusunun diyeti olarak. Bu trajedi üzerine,'Hamile kadının eylemde ne işi var' diyor bazıları, hamilelik sanki bir hastalıkmış da, hamilelik hastaları fikir beyan edemezlermiş gibi. 19 yaşında, başı açık, üstelik de hamile bir kadın öğrenci, Erdoğan'ın İLERİ DEMOKRASİsinden böyle alıyor nasibini, O'nun düşünmeye, kendi ülkesinde fikir beyan etmeye hakkı yok çünkü. Ülkemde öğrenciler, 'Doktor raporuna göre kaburgamda ezilme, çenemde ezilme, başımda şişlik, dizimde morluk tespit edildi' cümlelerini kuruyor, çokça biber gazına maruz kaldıklarını ifade ettikten bir süre sonra.

İstanbul'u bilmeyenler için birazcık kopya vereyim; Sayın Başbakan'ın makamı Dolmabahçe sarayı'nın içinde, fikir beyan edebilmek için Dolmabahçe önünde toplanan ve daha önce üniversitelerinde aynı şekilde üniversitelerinin yök'ten ayrılıp özelleştirilerek tekel haline getirilmesi planını protesto ettikleri için15 ay okuldan uzaklaştırma alıp, aynı zamanda haklarında soruşturma açılan, yani suç olduğu öne sürülen bir durumdan haksız yere 2 defa yargılanan bu gençler, Dolmabahçe'nin bahçesine bile girmeden dışarıda bekliyorlar. Yani gençlerin Erdoğan'a ya da konuklarına zarar verebilme ihtimallerini bırakın, mesafe, rüzgar ve boğazın fısıltıları sebebiyle, neredeyse öğrencielerin  sesinin bile Erdoğan'ın makamına ulaşma ihtimali çok az. Üstelik bu olayda konuşulması gereken şey, gençler eylem yapmalı mı, hamile kadınlar sokağa çıkmalı mı, polisler protestocuları az mı dövsün çok mu dövsün değil...!!! Burada ORANTISIZ GÜCün ne demek olduğundan bahsetmek lazım biraz, her şeyde olduğumuz gibi, güç'te de orantısızız çünkü. Bahsi geçen eylem sırasında, prosedüre göre polisin yapması gereken, kalkanlarını birleştirerek öğrencileri durdurmak olmalıydı. Karmaşa ilerler ve işler daha da zorlaşırşa, biber gazını, eylemcileri oradan uzaklaştırmak için kullanmalılardı. Oysa verilen tüm ifadelere ve fotoğraflara göre durum hiç de öyle olmamış. Polis kalkan birleştirmeden direk olarak öğrencileri tartaklamaya başlamış Biber gazını eylemcileri dağıtmak için değil, öğrencileri etkisiz hale getirip darp edebilmek için kullanmış. Yine de; öğrencilerin orada ne işi vardı, hamile kadınların sokakta ne işi vardı değil mi?! 

Konuşmayan, düşünmeyen, itiraz etmeyen, sadece işaret edildiğinde  'EVET' diyen bir gençlik olmamız gerekiyor elbette, tepki göstermek, yenilik istemek, kötü olanı düzeltmek, üretmek bizim ne haddimize...

Tüm gençler ortak kararla Anayasaya 'ÖĞRENCİ HAKLARI ' maddeleri de ekletsek ne fayda, ülkem hala 'ÇOCUK HAKLARI'ndan, 'KADIN HAKLARI'ndan, 'İNSAN HAKLARI' ndan bi haber olduktan sonra...

Doğmamış çocuklar polis botuyla öldürülüyor ülkemde.

Kendimi ve henüz doğurmadığım çocuklarımın geleceğini güvende hissediyorum, ne hoş! 

 

 

Karnımızda.çocuklar.öldürülürken.ikibin.on

HİLAL DURDAŞOĞLU

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !